|
UNUTULMAZ FUTBOLCULARIMIZ
HAKKI YETEN
Beşiktaş’ın sembolü Baba Hakkı, 1910 yılında Vodina’da doğdu. Henüz 1
yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey,
1914’te Çanakkale’de şehit düştü. 5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren
Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. Bu dönemde Beşiktaş Muradiye semtinde
futbola başladı. Maltepe, Halıcıoğlu ve Kuleli askeri takımlarında oynadı.
Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Siyah-Beyazlı
renklere kazandırıldı. Bu arada askerlik mesleğini bırakarak avukat oldu. 17
yıl Beşiktaş forvetinde özellikle sağiç olarak yer aldı. Otoriter ve teknik
oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem
nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir
beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili
mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi.
1945’te futbolu bırakana kadar, 1 Türkiye Birinciliği, 2 Milli küme, 1
Başbakanlık Kupası, 7 İstanbul Ligi, 1 İstanbul Şildi, 2 İstanbul Kupası
şampiyonluğu yaşadı. 17 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta 439 maçta 382 gol
kaydederek inanılması güç bir sayıya erişti. Derbilere de damgasını vuran
Baba Hakkı, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye 30’ar gol atarak tarihe
geçti.
İkinci Dünya Savaşı nedeniyle A Milli Takım çok az sayıda maç yaptığından
Hakkı Yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 Eylül
1931’de Bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü Baba Hakkı
atmıştı.
Futbolu bıraktıktan sonra Futbol Federasyonu’nda Asbaşkanlık yaptı.
Beşiktaş’ta 3 dönem başkanlık yaptı. Daha sonra yönetimi kurulu tarafından
şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 17 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda
etti. Beşiktaş Belediyesi, Fulya Stadı’nın bulunduğu caddeye O’nun ismini
verdi.
SÜLEYMAN
SEBA
Süleyman Seba
(Doğumu. 5 Nisan 1926, Hendek, Sakarya) Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul
Bölge Müdürlüğü görevinde bulunmuş ve bu görevden emekli olmuştur. 1984 ile
2000 yılları arasında başkanlık yapmıştır.Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün aynı
zamanda onursal başkanıdır. Beşiktaş tarihinde hiç ara vermeden 16 sene
başkanlık yaparak en uzun süre başkanlık yapan kişi unvanına
sahiptir.İlkokulu Sakarya'da okuduktan sonra liseyi okumak için Kabataş
Erkek Lisesi'ne geldi ve futbolla burada tanıştı. Lisedeki ilk yıllarında
Beşiktaş Genç Takımı'na girdi. 1946'da A takıma yükseldi. 1950'li yıllarda 5
senede 4 İstabul Lig Şampiyonluk kazanan kadroda yer aldı. Bu sırada
Edebiyat Fakültesine başlamasına rağmen eğitimine devam etmedi.1947 yılında
İnönü Stadyumu'nın açılışı sebebiyle İsveç'in AIK takımıyla yapılan maçta bu
stattdaki ilk golü atarak tarihe geçti.1954'de menisküs sebebiyle futbolu
bıraktı. 1957'de Beşiktaş'a üye oldu. Altı sene sonra 1963'de ilk kez
Yönetim Kurulu'nda yer aldı. Bundan sonra çeşitli dönemlerde aralıklarla
kulüpte yöneticilik yaptı. 1984 yılında çok zor bir dönemde Mehmet
Üstünkaya'dan yönetimi devraldı ve kolay kolay kırılamayacak bir rekora
sahip oldu.16 yıl süren Başkanlığı boyunca 8 kongrede rakiplerine sürekli
üstünlük sağladı. Süleyman Seba başkanlığı döneminde kazanılan kupalar şu
şekildedir:5 Lig Şampiyonluğu, 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası,
2 Başbakanlık Kupası, 6 TSYD Kupası.Bu başarılar dışında istikrarlı bir
şekilde başarıyı daim kılarak şampiyon olmadığı sezonlarda dahi futbol
kulübü her zaman ilk iki içinde yer aldı. Futbol takımının altın dönemini
yaşadığı bu dönemde Süleyman Seba'ya gelen eleştiriler amatör branşlara aynı
ilgiyi göstermemesi olmuştur.Sportif başarılar dışında 1980lerin başında
maddi yönden son derece sıkıntılı olan kulübü yönetimi boyunca tesis zengini
ve maddi açıdan zengin bir kulüp haline gelmiştir. Seba döneminde Akaretler
Kulüp Binası, Fulya Stadı ve Kamp Tesisleri, BJK Plaza, Yeşilköy, Pendik ve
Çilekli Tesisleri, Beşiktaş Koleji yapılırken, BJK İnönü Stadı da 49
yıllığına Beşiktaş'a devredilmiştir.Beşiktaş'a büyük hizmetlerde bulunan
Seba, 1999/2000 sezonunda futbol takımının gösterdiği kötü performans sonucu
tribün ve muhalefetin tepkisini çekmesi üzerine 2000 yılı Mart ayındaki
kongrede aday olmamış ve yerine Serdar Bilgili seçilmiştir. Bu kongrede
kongre üyeleri oybirliği ile Hakkı Yeten'den sonra Beşiktaş'ın ikinci
onursal başkanı olarak Süleymen Seba'yı seçmiştir.
ŞEREF GÖRKEY
Bir futbolcu düşünün… Maçta bir gol atıyor ama voleleri meşhur olduğu için
seyirci golü beğenmiyor… O da gidip hakeme itiraz ediyor: “Hocam golü
saymayın. Top elime çarptı.” Kimden mi bahsediyoruz? Elbette ki, Beşiktaş’ın
efsane forveti Şeref Görkey’den… Nam-ı diğer Voleci Şeref’ten… Şeref Görkey,
1913 yılında İstanbul’da doğdu. Annesinin söylediğine göre, yapraklar
dökülürken… Çok küçük yaşta Nişantaşı’nda futbola başladı ama yetiştiği yer
Beşiktaş Genç Takımı oldu. Kısa sürede yıldızı parlayan Şeref Görkey, 16
yaşında kapısından adımını attığı Beşiktaş’tan bir daha hiç kopmadı.
20 Yıl Boyunca 10 Numara
Şeref Görkey, ilk resmi maçını İstanbulspor’a karşı oynadı. Hep 10 numara
giydi ve futbolu da 10 numara olarak bıraktı. Görkey, o yılları şöyle
anlatıyordu: “Çok iyi bir ekiptik. Benden bir sene sonra 1931’de Hakkı (Baba
Hakkı) takıma geldi. Hüsnü Sağman, Hayati, Adnan vardı. Önümüze geleni
yenerdik. O zamanlar Beşiktaş’ın taraftarı artmaya başladı. İki-üç bin
taraftara top oynamaya başladık. Rakipleri bazen çok eziyorduk. Hakkı bazen
yanıma gelip, "Yahu Şeref, Fevzi ile İbrahim’e de söyleyelim de çok
atmayalım. Üzülüyor çocuklar" derdi. Üç-dört gol atıp bırakırdık. Görkey,
derbilerin de unutulmaz golcüsüydü. Galatasaray’a 30, Fenerbahçe’ye 13 kez
gol atarak, Baba Hakkı’nın ardından derbilere damgasını vurmayı başardı.
3 Golünden Biri Voleyle
Görkey, futbol hayatı boyunca attığı toplam 320 golün 99’unu voleyle
kaydetti. Hiç penaltıdan golü yoktu. Çünkü duran topların fileye gitmesini
gol olarak görmüyordu Şeref Görkey. Meşhur voleleri sorulduğunda da hemen
Baba Hakkı’yı anıyordu: “Attığım gollerin çoğunda Hakkı’nın emeği vardır.
Baba Hakkı, Şükrü Gülesin gibi topu ayağına lokum misali oturtan
arkadaşların varsa, o voleleri sen de atarsın!” Bir keresinde Fenerbahçe’ye
normal bir gol atmış Görkey. Tribünlerden hemen “Sana yakışmadı” şeklinde
sitemler yükselmiş. Bunun üzerine Şeref Görkey’le hakem arasında şu diyalog
yaşanmış:
Şeref Görkey: Hocam bu golü saymayın.
Hakem: Neden?
Şeref Görkey: Elime çarptı hocam
Hakem: Ben görmedim ve golü verdim. Artık iptal edemem. Hakemi
“kandıramayan” Görkey, devre arasında soluğu Baba Hakkı’nın yanında alıyor:
“İkinci devre hep havadan isterim topları.” İstediği oluyor ve kendisine ilk
devrede sitem eden taraftarlardan, muhteşem bir voleyle adeta özür diliyor.
“Briyantinsiz Çıkmam”
Futbolcuların yurt dışı maçlarına üçüncü mevkide gittiği, yanlarına beslenme
çantası verildiği dönemin futbolcusuydu Şeref Görkey. Büyük yokluklar içinde
top koşturmalarına rağmen, Voleci Şeref, kıyafetlerine hep dikkat etmiş.
Hiçbir maça, saçına briyantin sürmeden çıkmamış. Belki de bu nedenle,
kolejli hayranları hep olmuş. Görkey, işte bu kolejli kızlardan birine,
Nükhet Hanım’a kaptırmış gönlünü ve 1940 yılında hayatlarını birleştiren
imzayı atmışlar.
22 Şampiyonlukta İmzası Var
Beşiktaş futbol tarihinde, 18’i resmi olmak üzere, tam 22 şampiyonlukta
imzası olan Görkey, dönemindeki Milli maç azlığından sadece 1 kez A Milli
formayı giyebildi. 12 Temmuz 1936 tarihinde Yugoslavya ile oynanan ve 3-3
biten o maçta da, takımın ilk golünü kaydetti. Aralıksız 20 yıl Siyah-Beyaz
formamızı giyen Görkey, futbolculuğu bıraktıktan sonra da futboldan
kopamadı. Beykoz ve Adalet’in yanı sıra Beşiktaş’ta teknik direktörlük
yaptı. 1962 yılında A Milli Takım’da teknik adamlık görevini üstlendi. 1960
yılında da Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi olarak, hizmetlerini sürdürdü.
100. Yıl Meşalesini Yaktı
Beşiktaşımız İnönü Stadı’nda yapılan 100’üncü Yıl kutlamalarında da efsane
forvetimiz Şeref Görkey aramızdaydı. Büyük golcümüz Feyyaz Uçar’ın koluna
giren Görkey, sahanın ortasına kadar yürüdü. 100. yıl meşalemizi Görkey ve
Uçar birlikte yaktılar. Bu sırada eski açık tribünden 100. yıla doğru gün,
saat, dakika ve saniye sayan dev saat sıfırlandı ve yine aynı tribünde 2
kulenin üstüne yerleştirilen meşaleler yandı. Görkey o günü şöyle
anlatıyordu: “Bir zamanlar Taksim Stadı vardı. Şimdi Gezi Parkı’nın olduğu
yer. Biz maçlarımızı orada yapardık. Kadıköy’deki Papazçayırı gibi. Ben
Taksim Stadı’nı dün gibi hatırlıyorum. Zaten o stadda oynayıp da hâlâ
yaşayan başka topçu kalmadı. Şeref Stadı’nda da çok maç yaptık. Şimdi orada
da Çırağan Oteli var. Ama İnönü’nün yeri ayrı. Biz oraya Dolmabahçe deriz,
Mithatpaşa deriz. Şimdi İnönü diyorlar. Ne maçlarımız oldu orada. Futbolu
bıraktığım 1950 yılından bu yana hiç ayağım değmemişti İnönü’nün çimlerine.
O gün, 100’üncü Yıl kutlamaları için Feyyaz’ın kolunda sahaya girince
duyduğum heyecanı anlatamam. Herkes bize bakıyor, seyirciler tribünlerde.
Tıpkı eski günlerdeki gibi... Bir an yığılacaktım olduğum yere. Çok
heyecanlandım. Hiç böyle bir günüm olmadı. Allah bana bu günleri gösterdiği
için çok bahtiyarım.”
ŞÜKRÜ GÜLESİN
14 Eylül 1922’de doğan Şükrü Gülesin, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük
yıldızlardan biri olarak anıldı. Futbola küçük yaşta Kınalıada’da kaleci
olarak başladı ve kısa sürede forvete geçti. İstanbul Erkek Lisesi’nde
öğrenci iken Beyoğluspor’a transfer olan Şükrü, 1940-41 sezonunda Beşiktaş’a
geldi. 1944-45 sezonunda Ankaragücü’nde forma giyen Gülesin, Beşiktaş’ta
oynadığı 10 yılda, 3 Milli Küme, 6 İstanbul Ligi, 2 İstanbul Kupası, 2
Başbakanlık Kupası şampiyonlukları yaşadı. 13’ü Galatasaray’a, 9’u
Fenerbahçe’ye olmak üzere derbilerde 22 gol kaydetti. Ortaya koyduğu muheşem
futbolla birlikte attığı korner golleri de onu büyük üne kavuşturdu. Adını
Avupa’da duyuran Gülesin, 1950’de İtalya’ya gitti. Palermo, Lazio, tekrar
Palermo olmak üzere 3 sezonda, İtalya 1. Ligi’nde 79 maçta 36 gol attı.
Dünyanın bu en zor liginde forma giyen en başarılı yabancılardan biri olarak
anılan Gülesin, Türkiye’ye dönünce Galatasaray’a transfer oldu. 10’u
Beşiktaş’ta, 1’i Lazio’da olmak üzere 11 kez A Milli formayı giydi, toplam 4
gol kaydetti. Futbolu bıraktıktan sonra, Milli Takım Teknik Komitesi’ne
seçildi, Beşiktaş’a yöneticilik ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977’de
kalp kizi geçirerek yaşama veda etti.
VEDİİ TOSUNCUK
1921 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Vedii Tosuncuk, futbola 22 yaşında
İzmir’de başlamıştır. Kısa zamanda Karşıyaka takımında ortahaf mevkiinde
oynamış, Tıp tahsili için İstanbul’a geldiğinde de, çocukluğundan beri gönül
verdiği Beşiktaş’a transfer olmuştur. Beşiktaş Futbol Takımı’nın sol
kanadında uzun yıllar başarılı maçlar çıkarmış ve fiziki üstünlüğüne
eklediği mükemmel tekniği ile, Siyah-Beyazlı takımımızın şampiyonluklarında
önemli roller oynamıştır. Ayrıca Beşiktaş’ta Kaptan’lık mertebesine ulaşmış
yıldızlardandır. Uzun, sert vuruşları sayesinde maçın kaderini değiştiren
oyuncular arasında yer alan Tosuncuk, Beşiktaş tarihinde Hüsnü Savman’dan
sonra gelen en büyük solbek oyuncusudur. A Milli Takım’da 10 defa solbek
olarak ay-yıldızlı formayı giyen Vedii Tosuncuk, 1 defa da kaptanlık
yapmıştır
HÜSEYİN SAYGUN
İstanbul Beyazıt’ta 1920 yılında doğan Hüseyin Saygun, futbola Kadırga’da
başladı. Bir süre Kurtuluş’ta futbol oynadıktan sonra Beşiktaş’a transfer
oldu. 1936’dan 1947’ye kadar giydiği siyah-beyazlı formayla çok başarılı
maçlar çıkarttı. 1947-48 sezonunda Vefa’da oynayan Hüseyin, bir yıl sonra
Beşiktaş’a döndü ve futbolu siyah-beyazlı forma altında bıraktı. Orta sahada
oyunu yönlendiren ve günümüzde “playmaker” olarak adlandırılan Saygun,
derbilerde Fenerbahçe ve Galatasaray’a karşı da 4’er gol kaydetmeyi başardı.
9 kez A Milli olan ve “Çengel” lakabı ile anılan Hüseyin Saygun, 1959
yılında Teknik Direktör Remondoni’nin takımı bırakması üzerine Beşiktaş’ı
çalıştırdı. 1994 yılında da vefat etti
HÜSNÜ SAVMAN
1908 yılında doğan Hüsnü, Beşiktaş’ın Bandırma deplasmanına gidişinde Kulüp
yetkilileri tarafından beğenilip takıma kazandırıldı. 1926’dan 1943 sonuna
kadar 17 yıl Beşiktaş formasıyla genellikle solbek, bazı maçlarda da
santrfor olarak oynadı. Beşiktaş’ın ilk Milli futbolcusu olan Hüsnü Savman,
8 kez A Milli forma altında görev yaptı, 3’ünde sahaya kaptan olarak çıktı.
Cesaretli futbolu, kişiliği ve beyefendiliğiyle tanınan Hüsnü Savman, kısa
sürede kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Beşiktaş’ta Baba
lakabı da ilk kez Hüsnü Savman’a verildi. Baba Hüsnü, 1 kez Türkiye
Birinciliği, 1 kez Milli Küme, 6 kez İstanbul Ligi ve 1 kez de İstanbul
Şildi şampiyonluğu yaşadı. Futbolu bıraktıktan kısa bir süre sonra, henüz 37
yaşındayken öldü.
RECEP ADANIR
17 Haziran 1951 günü Berlin Olimpiyat Stadı’nı tıklım tıklım doldurmuş, 100
bin kişinin hiç durmayan bir tezahüratla desteklediği geleceğin “Dünya
Kupası Şampiyonu” Batı Almanya Takımı; Frıtz Walter, Rahn gibi aslarına
rağmen, Türk Milli Takımı’na yenilmekten kurtulamamıştı. Ertesi gün, Alman
basını galibiyet golüne imza atan Beşiktaşlı Recep Adanır için; “Tabanca
mermisi gibi şut atan oyuncu” tabirini kullanmışlardı. Her iki ayağından
füze çabukluğu ile çıkan çok sert şutları, top hakimiyetini süsleyen
driplingleri ve meşin topu ayakları arasında saklayarak rakip sahada yaptığı
kısa deparlarla Recep Adanır, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük futbol
teknisyenlerinden biridir. Bir zamanlar taraflı tarafsız tüm sporseverlere;
“Attığı her iki frikikten biri goldür” dedirtecek kadar netice futbolcusu
olmuştur O... Recep Adanır, 1929 yılında Ankara’da doğdu. Çok küçük yaşlarda
Başkent arsalarında bez top arkasından koşarken, büyük kabiliyeti sayesinde
Ankaragücü takımına transfer olmakta gecikmedi. Kısa zamanda (A) kadroya
yerleşerek, yeteneklerini ortaya koydu ve attığı birbirinden güzel gollerle
Ankaragücü’nü Türkiye Şampiyonluğu’na kadar yükseltti. Bir yıl içinde
şöhreti Ankara sahalarını taşmış ve yurdun futbol merkezlerine kadar
yayılıvermişti. Nihayet 1950 yılı transfer ayında, çocukluğundan beri
düşlerinde yer alan Siyah-Beyaz renklere transfer oldu ve böylece Türk
Futbolu’nda bir “Baba Recep” devri başladı. Emsalsiz futbolculuk
yeteneklerine ilaveten, çok iyi bir kaptan olduğu için de Türk Futbolu’nda
“Baba” lakabı ile anılan bir kaç futbolcudan biridir O... 10 yıl taşıdığı
Beşiktaş forması altında, biri Türkiye Birinciliği, ikisi Federasyon Kupası
olmak üzere 3 Türkiye Şampiyonluğu ve 3 İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı.
Sağiç, santrfor ve solaçık oynayan Recep, derbilerde Beşiktaş formasıyla
Galatasaray’a 10, Fenerbahçe’ye de 4 gol kaydetti. 1959-60 sezonunda
Kasımpaşa’ya transfer oldu. Daha sonra Galatasaray ve Karagümrük’te oynadı.
Yıllar sonra Beşiktaş Dergisi ile yaptığı röportajda, bu ayrılığı gözyaşları
ile anlatan Recep Adanır, her zaman “Beşiktaş’ın Baba Recep’i” olarak kaldı.
Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yapan Adanır, 1963-64 ve
1977-78 sezonlarında kısa süreyle Beşiktaş’ta görev aldı.
KEMAL GÜLÇELİK
Profesyonellik öncesi dönemin en önemli santrforlarından biri olarak kabul
edilen Kemal Gülçelik, 1923 yılında İstanbul’da doğdu. Oyun stili ve attığı
gollerle ‘Keklik Santrfor’ olarak adlandırıldı. Rumelihisarı’nda oynarken,
Beşiktaş’ın Baltalimanı’nda yaptığı antrenman maçlarında yönetici Fevzi
Uman’ın dikkatini çekti. 1941’de Beşiktaş’a geldi. Siyah-beyazlı takımın en
parlak dönemlerinde Sabri, Hakkı, Kemal, Şeref, Şükrü’lü kadrosunda santrfor
olarak unutulmaz gollere adını yazdırdı. Galatasaray’a 14, Fenerbahçe’ye 7
gol kaydederek, derbilere de imzasını attı. Özellikle Galatasaray’la oynanan
maçlarda sergilediği müthiş futbol ve attığı goller, onu Beşiktaş tarihinin
unutulmazları arasına soktu. 2’si İstanbul Ligi, 1’i de İstanbul Kupası
olmak üzere 3 resmi maçta 6’şar gol atarak kırılması güç bir rekorun sahibi
oldu. 1949’da genç yaşta futbolu bıraktı.
BÜLENT AZİZ ESEL
Topu ayağına aldığında karşısındaki rakip oyuncuyu şaşkına çevirirdi. Hem
güçlü fiziği, hem de uzaktan attığı şutlar yüzünden ‘Kasatura Bülent’
lakabını almıştı. 1927 yılında dünyaya gelen Bülent, Kırıkkalespor’da
futbola başladıktan sonra 1943-48 yılları arasında Ankaragücü’nde forvet
olarak oynadı.1948’de Beşiktaş’a transfer olan Esel, aynı yıl kazanılan
İstanbul şampiyonluğunda büyük pay sahibiydi. Bir sezon sonra 20 gol atarak,
Şükrü Gülesin’le birlikte takımın en büyük hücum silahı haline geldi. 50-51
sezonunda Adalet’te forma giyen Bülent Esel, Palermo’nun SPAL takımıyla
anlaşarak İtalya’ya gitti. Bu ülkede 3 yıl futbol oynayan Bülent Esel, güçlü
fiziği sayesinde çok başarılı oldu. 1951-54 yılları arasında SPAL takımında
77 lig maçında 27 gol atmayı başardı. İtalya’da ki başarılı dönemin ardından
1954’te Beşiktaş’a dönen Bülent Esel, 1954’ten 57’ye kadar Beşiktaş’ta
oynadıktan sonra Altınordu’ya transfer oldu ve bu takımda futbol yaşamını
noktaladı. Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yapan Esel Altınordu
ve Uşaksor’da uzun yıllar çalıştı.
FARUK SAĞNAK
1924 yılında İstanbul’da doğdu. Beşiktaş’ta yetişti ve 1944 ile 1956 yılları
arasında, tüm kadrolarda eksiksiz görev yaptı. Defans, orta saha ve hücum
hattının sol kanatlarında tüm mevkiilerde aynı başarıyı göstererek oynadı.
Kelimenin tam anlamıyla bir “joker” oyuncusuydu. Top tekniği, oyunu okuyuşu,
defansta oynarken ileri uçtaki arkadaşlarına attığı paslar, orta sahada
oynadığı maçlarda ise yine önündeki gol adamlarına attığı milimetrik paslar,
klasının aynasıydı. Milli maç organizasyonlarının iptal edildiği harp
yıllarına rastlayan gençlik döneminde, bu şerefe nail olamamıştı ama üstün
klasını sonuna kadar koruduğu son döneminde, Milli Takım’a davet edilmesi,
O’nun ne çapta futbolcu olduğunun en somut örneğidir. 12 yıl aralıksız
formasını taşıdığı Beşiktaş’ta, 273 maçta yer aldı ve 25 gol kaydetti rakip
kalelere. Futbolu bıraktıktan sonra muhtelif dönemlerde Beşiktaş Yönetim
Kurulları’nda görev aldı. Tam bir oyuncu sarrafı olarak da tanınır. 1959-60
sezonunun şampiyon kadrosu oluşturulurken; Birol Pekel, Şenol Birol, Arif ve
Tuncay Demirtaş gibi genç oyuncuları keşfedip, Beşiktaş’a kazandıran O’dur.
ŞEVKET YORULMAZ
1950’li yılların unutulmaz oyuncusu Şevket Yorulmaz, 1926’da Konya’da
dünyaya geldi. Futbola Konya İdmanyurdu’nda başladıktan sonra 23 yaşında
Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş’ta 1951-52 ve 1952-53 sezonlarında gol
kralı olan Şevket Yorulmaz, özellikle ceza alanı içindeki fırsatçılığı,
çabukluğu ve gol vuruşlarıyla dikkatleri çekti. 3 kez A Milli formayı giyen
Şevket Yorulmaz, derbilerin golcüsüydü Fenerbahçe ağlarına 10, Galatasaray
ağlarına da 9 gol atarak, Beşiktaş tarihine adını yazdırdı. Futbolu
bıraktıktan sonra uzun süre Beşiktaş Yönetimi’nde görev alan Yorulmaz, daha
sonra Divan Kurulu üyeliği ve kulüp müdürlüğü görevlerini de üstlendi.
YUSUF TUNAOĞLU
1946 yılında doğdu. O da Sanlı Sarıalioğlu gibi Beşiktaş alt yapısında
yetişti. Baba Hakkı’nın kontrolünde önce Genç Takım’da arkasından da
Profesyonel Takım’da yer aldı. Yalnız Beşiktaş’ta değil, Türk Futbolu’nda
30-40 yılda bir sahalarda görülebilen süper yıldızlardan biriydi. Eğer
şanssız bir trafik kazası geçirmeseydi, O’nu Avrupa’nın en ünlü
kulüplerinden biri olan Anderlecht’te oynarken tanıyacaktı dünya futbolu...
Anderlechtli yöneticilerin dikkatini, 1965 yılında Belçika’da organize
edilen Ordulararası Dünya Şampiyonası karşılaşmalarında çekmişti. O’nu
terhis olur olmaz renklerine katmaya karar vermişlerdi. Bu büyük transfere
Beşiktaş da razı olmuştu. Taraflar her konuda anlaşmışlardı. Bir akşam
Boğaz’da yaptığı trafik kazasından sonra Anderlecht bu transferden vazgeçti.
Beşiktaş’ın gelmiş geçmiş en muhteşem kadrosu olan; Hakkı’lı, Şükrü’lü,
Çengel Hüseyin’li kadrosunda bile ilk onbirde kendisine yer bulabilecek
çaptaydı. Beşiktaş’ta 2 Türkiye Ligi Şampiyonluğu, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası
yaşadı. 1962-76 yılları arasında 172 lig maçında 23 gol kaydetti. Yusuf’un,
1971-72’deki 5-1’lik Göztepe maçında kaleci Ali’yi bir hareketle ters köşe
yaparak topu ağlara göndermesi, unutulmayan golerinden biriydi. 6 kez A, 3
kez Ümit, 5 kez de Genç olmak üzere toplam 14 kez Milli oldu. Büyük top
tekniği, driplingleri, arkadaşlarına attığı milimetrik paslar ve oyun
kuruculuktaki zekası ile Avrupa çapında bir oyuncuydu. Futbolu bıraktıktan
sonra, uzun bir dönem Beşiktaş alt yapısında görev aldı. 2000 yılında
geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama çok erken veda etti.
SANLI SARIALİOĞLU
1945 yılında doğan Sanlı Sarıalioğlu, futbol yaşamı boyunca sadece Beşiktaş
forması giydi. Başarılı futbolculuğunun yanı sıra mükemmel bir kişliğe de
sahip olan Sanlı Sarıalioğlu, 14 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta tam 314
Lig maçı oynamış ve 65 gol kaydetmişti. 21 kez A Milli formayı giyen
Sarıalioğlu, Pakistan’la oynanan özel maçlarda da 2 gole imza atmıştı. 1975
yılında futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük ve menajerlik yapan Sanlı
Sarıalioğlu, dönem dönem siyah-beyazlı kulüpte de görev aldı. Beşiktaş
tarihinin unutulmaz ismi Sanlı Sarıalioğlu halen spor yazarlığı yapıyor.
SABRİ DİNO
Futbola 14 yaşında Tarabya’da başladı. Galatasaray Genç Takımı’nda kısa bir
süre forma giydikten sonra Beyoğluspor’a transfer oldu. 1964 yılında Özcan
Arkoç’un Avusturya’ya gitmesinin ardından kaleci arayışına giren Beşiktaş,
Fenerbahçe’yle kıyasıya bir mücadeleden sonra Sabri’yi renklerine bağladı.
1964-65 sezonundan itibaren önceleri Necmi Mutlu’nun yedeği olarak sahaya
çıkan genç Sabri, 1966-67 sezounda kaleyi devraldı. Bir Avrupalı’yı andıran
sarı saçları, mükemmel fiziği, beyefendiliği ve kaleciliğiyle örnek bir
futbolcu olan Sabri Dino, 1975’e kadar forma giydiği Beşiktaş’ta 194 lig
maçına çıktı. 1965-66 ve 1966-67 lig şampiyonluklarında büyük pay sahibi
olan Sabri, Necmi Mutlu’dan sonra Beşiktaş kalesini en çok koruyan isim
unvanını da halen elinde bulunduruyor. 12 kez A Milli formayı giyen
unutulmaz kaleci, özellikle 13 Ocak 1973’te Napoli’deki Dünya Kupası grup
eleme maçının kahramanı olarak anıldı. Bu maçta İtalya Milli Takımı’nın
yıldızlarına gol şansı vermeyen Dino, maçın 0-0 bitmesinde başrolü
oynamıştı. Futbolu bıraktıktan sonra tekstil sektörüne giren Dino, işlerinin
bozulması üzerine, 1990 yılında intihar ederek, çok acı bir şekilde
aramızdan ayrıldı. Beşiktaş tarihindeki ölümsüzlüğü ise sonsuza kadar devam
edecek.
ZEKERİYA ALP
1968-69 sezonunda Feriköy’den Beşiktaş’a transfer olduğunda henüz 20
yaşındaki; sarı saçlı, mavi gözlü genç bir delikanlının, Beşiktaş tarihinin
unutulmaz futbolcularından biri olacağını kimse bilemezdi. 1968’den 1978’e
kadar 11 sezon boyunca 204 lig maçında forma giyen ve 6 gol atan Zekeriya
Alp, sol kanatta görev yapar ve o kanatta attığı deparlarla tanınırdı. Daha
çok savunma yönü güçlü olan Zekeriya Alp, istikrarlı ve çok centilmen bir
futbolcuydu. 1. Lig’deki ilk resmi golünü 5 Eylül 1971’de Beşiktaş’ın
Vefa’yı 3-1 mağlup ettiği karşılaşmada kaydetmiş ve takımını 1-0 öne
geçirmişti. 22 kez A Milli Takım’da Beşiktaş’ı temsil eden Zekeriya Alp,
Beşiktaş’ın en talihsiz dönemlerinde forma giymişti. Sadece 1975’te bir
Türkiye Kupası Şampiyonluğu yaşayan başarılı futbolcu, 1978’de futbolu
bıraktı. Ardından çeşitli dönemlerde Beşiktaş yönetiminde görev alarak
Camiamız’a hizmetlerini sürdürdü.
RASİM KARA
Rasim Kara, Beşiktaş’a hem futbolcu hem de
teknik adam olarak hizmet veren ender isimlerden... 1950 yılında
Eskişehir’de doğan ve Eskişehir Işıkspor’da futbola kaleci olarak başlayan
Kara, Uşakspor’dan Bursaspor’a transfer oldu. Oradan da Milli Takım’a kadar
yükseldi. 1975-76 sezonunda özellikle Sovyetler Birliği Milli maçındaki
olağanüstü performansıyla Beşiktaş’ın kalesini devralan Rasim Kara,
aralıksız 9 sezon, siyah-beyazlı takımın kalesini korudu. 1981-82 sezonunda
lig şampiyonu olan takımın file bekçisi olan Kara, 1984’te futbola veda etti
ve teknik adamlık kariyerine başladı. Uzunköprü ve Antalyaspor takımlarında
görev yapan Kara, önce Sepp Piontek’in ardından Fatih Terim’in
yardımcılığını üstlendiği A Milli Takım’da kariyerinin en önemli
başarılarından birini kazandı. Tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası
finallerine katılma hakkını elde eden Milli Takım’ı Euro 96’ya taşıyan
isimlerden biri olan Kara, 1997-98 sezonunda Beşiktaş’ın teknik direktörü
oldu. Siyah-Beyazlı takımı hem Şampiyonlar Ligi’ne sokan hem de lig
tarihindeki en yüksek gol sayısına ulaştıran Kara, yine de Beşiktaş’tan
ayrılmak zorunda kaldı. Bursaspor, Ç.Dardanel, Rizespor, Kocaelispor
takımlarında da görev yapan Kara, Kanada’nın Ottowa Wizards takımını kendi
liginde şampiyon yaptıktan sonra, başarılı kariyerine devam ediyor.
ARNAVUTOVIC
Yugoslavya’nın
Zagreb şehrinde 13 Şubat 1954’te dünyaya gelen Arnavutoviç, Beşiktaş
savunmasında görev yapan en başarılı yabancı futbolculardan birisiydi.
Özellikle korner atışlarında rakip kalelere gönderdiği toplarla dikkat çeken
1.84 boyundaki Yugoslav yıldız, 1983-84 sezonunda Dinamo Zagreb’den transfer
edilmişti.
PAUNOVIC
“Boğa kadar
güçlü, tilki kadar kurnaz, tavşan kadar süratli bir futbolcu”, dersek
Paunoviç’i tarif etmiş oluruz herhalde. Son derece sıcakkanlı bir futbolcu
olan Paunoviç, Beşiktaş tarihinin en verimli yabancılarından biriydi. 1977
Temmuz’unda Partizan’dan 700 liraya 2 yıllık sözleşme ile Beşiktaş’a
transfer edildi. 1977-78 sezonunda 27 lig maçında 7 gol attı, ertesi sezon
ise 28 maçta 14 golle gol krallığında ikinci sırayı aldı. Özellikle
derbilerde ve deplasmanlardaki üstün formuyla dikkat çeken Paunoviç, attığı
goller kadar attırdıklarıyla da gündemde kalmayı başarmıştı.Türt futboluna
yabancı oyuncu yasağı gelmesiyle, 1978 Haziranı’nda Yugoslav takımı Radniki
Kragujevac’a gitti.
KUZMAN
“Boğa kadar güçlü, tilki kadar kurnaz, tavşan kadar
süratli bir futbolcu”, dersek Paunoviç’i tarif etmiş oluruz herhalde. Son
derece sıcakkanlı bir futbolcu olan Paunoviç, Beşiktaş tarihinin en verimli
yabancılarından biriydi. 1977 Temmuz’unda Partizan’dan 700 liraya 2 yıllık
sözleşme ile Beşiktaş’a transfer edildi. 1977-78 sezonunda 27 lig maçında 7
gol attı, ertesi sezon ise 28 maçta 14 golle gol krallığında ikinci sırayı
aldı. Özellikle derbilerde ve deplasmanlardaki üstün formuyla dikkat çeken
Paunoviç, attığı goller kadar attırdıklarıyla da gündemde kalmayı
başarmıştı.Türt futboluna yabancı oyuncu yasağı gelmesiyle, 1978
Haziranı’nda Yugoslav takımı Radniki Kragujevac’a gitti.
SEKERBEGOVIC
Beşiktaş’ta forvet bölgesinde görev yapıp başarılı
olan ender futbolculardan biri olan Şekerbegovç, 15 Temmuz 1955’te
Yugoslavya’nın Tuzla kentinde dünyaya geldi. Futbola da Sloboda Tuzla
takımında başladı. 1977-83 arasında 9 kez Yugoslavya A Milli Takım formasını
giydi.1983-84 sezonunda transfer olduğu Beşiktaş’ta solaçık mevkinde görev
yapan Şekerbegoviç, özellikle duran toplarda ve sol kanattan yaptığı
ortalarda çok etkiliydi. Boşnak yıldız, 1985 yılında Beşiktaş’a veda etti.
FERDINAND
Yaşı 20’nin üzerindeki bütün Beşiktaşlılar’ın gönlünde
taht kurmayı başaran bir yabancıdır Les Ferdinand. Gordon Milne’in yakından
tanıdığı bir futbolcu olan Ferdinand, 22 yaşında Quenn’s Park Rangers
takımından Beşiktaş’a kiralık olarak 1 sezonluğuna geldi.Başarılı futbolunun
yanı sıra, sempatikliği ile de tribünlerin sevgilisi oldu. 1988-89 sezonunda
ligin ilk yarısında ve Türkiye Kupası finali ilk maçında Schumacher’i
avlayarak Fenerbahçe’ye attığı goller, seyredenlerin hafızalarından
silinmedi.İngiliz golcü, lig, UEFA, Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupaları’nda
toplam 34 maçta 16 gol attı. Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası
şampiyonlukları yaşadı. İngiltere’ye döndükten sonra iyice yıldızlaştı.
Milli Takım’ın değişmez elemanlarından biri olurken, Queen’s Park
Rangers’tan Newcastle United’a oradan da Tottenham’a transferi büyük yankı
uyandırdı.
KUNTZ
Beşiktaş taraftarının kalbinde taht kuran
futbolcuların arasında hiç şüphesiz Stefan Kuntz da yer almakta. Kuntz,
Borussia Neunkirchen, Vfl Bochum, Bayer Uerdingen ve Kaiserslautern
takımlarında oynadıktan sonra, 1995’te Beşiktaş’a transfer oldu.
Beşiktaş’ta oynadığı tek sezonda 30 lig maçında 9, iki Avrupa Kupası maçında
da 2 gol attı. Almanya’da çok sevilen bir futbolcu idi ve onu izlemek için
Almanya’dan özel seyirciler Beşiktaş maçlarına geldi.1996 Avrupa Şampiyonası
finallerinde 34 yaşında olmasına rağmen, Almanya’nın Avrupa Şampiyonu
olmasında başrolü oynadı. İngiltere’ye attığı gol, unutulmaz goller arasında
yer aldı. 1996 Temmuz’unda Arminia Bielefeld’e transfer oldu. Almanya’da 429
lig maçında 173 gol attı, 24 defa A Milli oldu.
MADIDA
Orta saha, forvet, sağbek gibi mevkilerde
başarıyla görev yapan Güney Afrikalı futbolcu, Kaizer Chiefs takımından
1992’de geldi. Sergilediği performansla istikrarlı oyunculardan biri oldu.
Beşiktaş’ta 3 sezon forma giyerek tarihe geçti. Madida, Amokachi ve Ronaldo
ile birlikte en uzun süre oynayan 3 yabancı futbolcudan biridir.
Siyah-Beyazlı takımda 76 lig maçında oynadı, 16 gol attı. 1 Lig, 1 Kupa
şampiyonluğu yaşadı. 1995’te Antalyaspor’a gitti.
AMOKACHI
21 Haziran 1994’te Dallas’taki Cotton Bowl Stadı,
Dünya Kupası maçlarından birine tanık olmanın heyecanını yaşadı. Kupanın iki
renkli takımı Nijerya ile Bulgaristan’ın mücadelesinde tribünler Nijerya’nın
14 numaralı futbolcusunu büyük bir hayranlıkla izledi. Topu her alışında
müthiş fuleli deparlar atan bu Nijeryalı, o akşam Bulgar savunmasını
çökertip 1 gol atıp, 2 de attırdı. Maçı 3-0 kazanan Nijerya, Dünya
Kupası’nın flaş takımı olurken, dünya futbolu da Daniel Amokachi ile
tanıştı. Nijerya’nın sembol futbolcularından biri olan Amokachi, 1996’da
İngiltere’nin Everton takımından Beşiktaş’a transfer edildi. Beşiktaş
formasını 3 yıl giydi. Ligde 77 maçta 19, Avrupa Kupaları’nda ve Türkiye
Kupası’nda 17’şer maçta 3’er, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Kupaları’nda
da 3 maçta 1 olmak üzere, toplam 14 resmi maçta 26 gol
kaydetti.Siyah-Beyazlı takımda 1’er Türkiye, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık
Kupası şampiyonlukları yaşadı. Dönem dönem sakatlık ve Nijerya
seyahatlerinden geç dönmesi nedenleriyle performansı beklenenin altında
oldu. Yine de unutulmaz maçlara imza attı, sürati ve tekniği ile beğeni
kazandı.Daha önce Belçika’da Brugge’de oynayan Amokachi, 1994 Dünya
Kupası’nın yıldız oyuncusu idi. 1998 Dünya Kupası’nda ise sakatlığı
nedeniyle gölgede kaldı ve uluslararası kariyerini noktaladı.
NOUMA
2000-2001 sezonunda Fransa’nın Lens takımından
transfer edilen Pascal Nouma, ilk günden itibaren Beşiktaş tribünlerinin
sevgilisi oldu.2001-2002 sezonu bittiğinde Pascal Nouma artık Siyah-Beyazlı
formayı giymiyordu. Ama taraftar O’nu hiç unutmadı. 2002-2003 sezonu
başında, Beşiktaş 100. yılını kutlamaya hazırlanırken, bir ilk gerçekleşti
ve Pascal Nouma tekrar, 1 yıl sonra Siyah-Beyazlı takımımıza transfer
edildi. Sezonun bitmesine 6 maç kala, gol attığı Fenerbahçe derbisinde
yaptığı bir hareket nedeni ile Kulüp ile ilişkisi kesilen Fransız golcü,
“Fransa’da doğdu, Beşiktaşlı oldu. Helal olsun sana Pascal Nouma” tezahüratı
ile ölümsüzleşti.Pascal Nouma, Beşiktaş formasıyla toplam 44 maç oynadı, 22
gole imza attı. 14 kez Avrupa Kupası maçlarında görev alan Fransız yıldız, 5
gol kaydetti.
|